KUR
ALIŞ
SATIŞ
AUDOLAR
1.7902
1.8019
EURO
2.3249
2.3361
USD
1.8207
1.8295
Seri İlan
Kategori: İş Arayanlar
 
 
Cem Dizdar
‘Sıradan' tanıdık bir kavga
16 Mart 2011, Çarşamba  3:57 Karakter Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

‘Dil’ nasıl düşündüğümüzü, haliyle nasıl biri olduğumuzu en açık gösteren yanımızdır. Martin Heidegger’in “Dil varoluşun evidir” demesi de bu nedenledir. İnsanı ele ‘dil’i verir.
Meramımızı ifade etmeye çalışırken dilimiz bizi günlük itiş kakışların, klişelerin tuzağına düşürür.
Örneğin Trabzonspor’un özensizce yazılmış ve ortalığı toza dumana katan açıklaması gibi... Mesleğimizle ilgili bölümünde şöyle deniyor; “...yazdıkları senaryoyu uygulamaya koymuş, ardından adeta inlerine çekilmiş medyanın belli kesimlerini kullanarak ülke futbolunu yönetenler üzerinde baskı ortamı yaratmışlardır.”
İnsan sormadan edemiyor; “Muhatap kabul ettiğimizle daha insani bir dil kurarak tartışma yürütmemizi zihnimizin acaba hangi sakatlanmış bölümü engelliyor?”
‘İnlerine çekilmiş medyanın belli kesimleri’ benzetmesini yaparken acaba hangi hayvanı imlemeye çalışmış bu metni kaleme alanlar? Ayı mı, kurt mu, çakal mı? Tilki mi yoksa?
Yazdıklarımızı bu ‘Lafonten masalları’ tarzı yerine hakaret etme değil de, eleştirip geliştirme temelinde düşünüp öyle kaleme alsak acaba daha yararlı olmaz mı? Ya da ne kaybederiz?
Bir oluşa, bir takıma anlamına veren, onu diğerlerinden farklılaştırarak özgün kılan, ‘ruh’unu veren şey kendini tarif ederken kullandığı ‘dil’dir.
‘Dil’ bozulunca ‘ruh’ da paramparça olur. Geriye kalan ‘sıradanlık‘tır. ‘Sıradan’ olan da ayırt edilemez ki!

 

Oldu mu şimdi hemşo?
‘Dil sapmaları’ ile dolu Trabzonspor açıklamasında bir başka problem de ‘mikro milliyetçilik’ alanının şahikalarından ‘hemşehricilik‘ tuzağına düşülmüş olmasıydı.
Metinde, Gençlerbirliği-Fenerbahçe maçının yardımcı hakemlerinden Nihat Mızrak’ın, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ve ikinci başkanı Nihat Özdemir ile olan ‘hemşehrilik’ bağına dikkat çekilerek, “O maça bu hakem neden verildi ?” iması yapılmıştı.
Eğer hakemleri nüfusa kayıtlı oldukları yere göre tasnif edersek, hiçbir hakem hiçbir maçı yönetemez hale gelir! Öyle ya, bir hakem memleketinin takımının maçını yönetmezse bile rakip memleketlerin maçını yönetirken memleketinin takımına avantaj sağlama olanağına sahiptir. Şu kurduğum uzun ve yorucu cümlenin saçmalığı kadar saçma bir iddia değil midir bu söylenen!
Şimdi Trabzonspor metnini kaleme alanlar gibi düşünecek olursak FIFA kokartı takmasına ramak kalan Trabzon bölgesine kayıtlı başarılı hakem Barış Şimşek’in vay haline... Öyle ya bu bakışa göre, Şimşek bu durumda artık ne Trabzon’un ne de başka bir takımın maçını yönetebilir. Çünkü en dipteki takımın bile şampiyonluğa ‘etki etme’ ihtimali vardır.
Peki Trabzon bölgesine kayıtlı Barış Şimşek, kritik ve zorluk derecesi yüksek maçları yönetemezse nasıl FIFA kokartı takabilir ki?
Düşündüm de, iyi ki hakem olmamışım! Annem Rizeli rahmetli babam Giresunlu... Ben de Samsun’da doğup büyümüş bir Samsunluyum. Bu durumda ‘hangi çılgın’ bana Bank Asya Ligi’nde maç verirdi acaba?

 

Bir dünya markası
Beşiktaş’ın ‘dünya markası’ olduğu iddiası aldı başını gidiyor. Evet, alınan futbolcuların kalibresi belli... Lâkin takımın durumu, oynanan oyun da belli. Sorsak şimdi, “3 maçta 12 gol yiyen bir başka ‘dünya takımı’ var mıdır gezegende” diye, ne yanıt alırız?
Bu durumda herhalde örneğin Barcelona, ‘galaksi takımı’ falan oluyor!

 

Futbolun filozofu Lucescu’dan dersler
Memleket futbolunun kolektif hafızası Mircea Lucescu uluslararası bir başarı kazandığında “Tühhh! Biz ne yaptık?” diye uyanıyor.
Şimdilerde “Dünya markası yaratıyoruz” türünden tumturaklı demeçler veren Beşiktaş yönetimi de... İşler kötü gittikçe zırt pırt hoca değiştirip, ha babam oyuncu alan Galatasaray idarecileri de... Dillerinden “İstikrar şart”ı düşürmeyen diğer takım yöneticileri de, bu ülkeden haniyse kovulan Lucescu’nun başarıları karşısında acaba ne düşünüyorlardır?
Bir de tuttukları takımın yöneticilerinin ağzından çıkan her kelamı kayıtsız şartsız kabul eden taraftarları merak ediyorum! Siz ne düşünüyorsunuz?

 

‘Halk’ böyle mi konuşur !
Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören, dün Fanatik’ten Orhan Yıldırım’a demiş ki; “Her tartışma bize mal ediliyor. Biz ‘halkın takımıyız.’ Bu durumdan rahatsızız”. Devamı da var, ama ilkin burayı irdeleyelim;
Öncelikle Trabzon yönetiminin başlattığı bir tartışmaya gereksiz yere ve anında dâhil olup sonra da “Bize mal ediliyor” demek nasıl oluyor anlayamadım!
Öte yandan ‘halkın takımı’, anlamını Beşiktaş geleneğinden, tribünlerinden ve ‘Beşiktaş ruhu’ndan alan bir tanımdır. Özellikle Serdar Bilgili ve Yıldırım Demirören yönetimleriyle birlikte belki de Beşiktaş’ta en çok korozyona uğrayan kavramlardandır ‘halkın takımı.’ Tıpkı ‘Beşiktaş duruşu’ gibi...

Bu nasıl bir sistematik !
Ve Demirören devamında, “Sistematik bir şekilde şampiyonluğun belirlenmesine karşıyız, hep karşı çıkacağız” demiş. Bu ‘sistematik’ belirlemesi de ilginç! Geçen sezon Bursa, bir öncesinde Beşiktaş, onun öncesinde Galatasaray, onun da öncesinde Fenerbahçe şampiyon oldu. Ben çözemedim, belki bir çözen vardır, anlatır da anlarım; “Bu ‘şampiyonluk sistematiği’, ne tür bir sisteme bağlı acaba?”!

 

Erkek Hagi
Galatasaray’ın hocası Gheorghe Hagi, “Erkek gibi yüzüme konuşsunlar” diye efelenmişti hatırlarsanız. Yönetimden birileri -artık kaç ‘erkek’se- kapısını tıklatınca da ‘erkek Hagi’, “Ben size demedim, medyadaki ‘erkek’ olmayanlara demiştim”e kıvırmıştı dümeni...
Bu cinsiyet ayrımcı maço dil, hayatı olduğu gibi futbolu da zehirliyor. ‘Erkekliğe’ yapılan bu üstünlük vurgulu afra tafra en çok da erkekleri utandırmalı, başta Hagi olmak üzere. En azından annesine, karısına en çok da kızına karşı...

 

Bu haber 1020 kez okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
16 Mart 2011 - ‘Sıradan' tanıdık bir kavga
7 Mart 2011 - FERRARI'NiN YAŞAM KAZASI!
14 Subat 2011 - BEŞiKTAŞLI EZiYETE ORTAK OLMAZ!
28 Ocak 2011 - İLKOKUL MEZUNU TACiZCiLER!
9 Ocak 2011 - İkinci el sendromu!
9 Ocak 2011 - Pırıltılı Nişantaşı!
9 Ocak 2011 - İLKOKUL MEZUNU TACiZCiLER!
9 Ocak 2011 - Schuster'e kalsa o golü göremeyecektik!
9 Ocak 2011 - Akılsız başın cezasını...
12 Temmuz 2010 - Q7 olmadi ikinci el X5 bakalim
12 Temmuz 2010 - Besiktasli güzeldir
12 Temmuz 2010 - Bu iste bir is var?
12 Temmuz 2010 - Tek günahkar Toroglu mu?
12 Temmuz 2010 - Kendi Besiktasimin gerçek sahibiyim!
12 Temmuz 2010 - Adaletin terazisi
12 Temmuz 2010 - Tansiyonum düstü
12 Temmuz 2010 - 'Kuru temizlemeci'!
12 Temmuz 2010 - Cisse'nin hayati ve eserleri!
12 Temmuz 2010 - Tribündeki çocuklara kulak vermek gerek
12 Temmuz 2010 - Mesaji aldik mi güzel kardesim!
12 Temmuz 2010 - 'Bekle bizi Istanbul!'
12 Temmuz 2010 - Utanç!
12 Temmuz 2010 - Yaz' dediler yazdim...
12 Temmuz 2010 - Aslan kesilmek!
12 Temmuz 2010 - Hocam! Soru sorabilir miyim?
12 Temmuz 2010 - Güllüoglu ‘Imam Çagdas'a karsi!
12 Temmuz 2010 - Lincoln için 'vur emri'!
12 Temmuz 2010 - Empatik/antipatik iliskiler!
12 Temmuz 2010 - Anlamazdin (*)
12 Temmuz 2010 - Indiragandici Cem Dizdar!
12 Temmuz 2010 - Yabanci düsmanligi!
12 Temmuz 2010 - Deveye sormuslar!
12 Temmuz 2010 - Abartili mi...
12 Temmuz 2010 - Parayi veren çalsin düdügü
12 Temmuz 2010 - Bir umudum sende!
12 Temmuz 2010 - Nobre'nin gecesi
12 Temmuz 2010 - O küfürü yuttuk mu?
12 Temmuz 2010 - Fatih Terim'in tuttugu ayna!
12 Temmuz 2010 - Biktim bu 'mabet'ten
12 Temmuz 2010 - Temiz Inönü istiyoruz!
12 Temmuz 2010 - Efkarim birikti sigmaz içime
12 Temmuz 2010 - Muhalefete hayir!
12 Temmuz 2010 - Elde var umut!
12 Temmuz 2010 - Huzursuz yazi
12 Temmuz 2010 - 'Kara Yazi'
12 Temmuz 2010 - 'Yönetmek kesip atmak degildir'
12 Temmuz 2010 - Inönü'yü yikmayin
12 Temmuz 2010 - Isim degil Besiktas
12 Temmuz 2010 - Körebe!
12 Temmuz 2010 - Bölünme korkusuyla kandirilmak!
12 Temmuz 2010 - Bu da 'okumus çocuklar için'
12 Temmuz 2010 - Kazanma hirsi!
12 Temmuz 2010 - 'Körler Meseli'
12 Temmuz 2010 - Kemal Dinçer'in maroken koltugu!
12 Temmuz 2010 - Ne yapmamali?
12 Temmuz 2010 - 'Sükür girdin yasamima' Rico
12 Temmuz 2010 - 'Yikanmak istemeyen çocuklar olalim!'
12 Temmuz 2010 - Nerede Besiktas'in merhameti, nerede?
12 Temmuz 2010 - 'Nisyan' degil isyan isyan
12 Temmuz 2010 - Özrümüzü kabul eder misiniz?
12 Temmuz 2010 - Kirilma maçi
12 Temmuz 2010 - Çarsi'yi seviniz!
12 Temmuz 2010 - Kim dogru kim yanlis?
12 Temmuz 2010 - 'Karanliklar Prensi' tehdit etti
12 Temmuz 2010 - Endüstriyel futbol!
12 Temmuz 2010 - Böyle karar olmaz
12 Temmuz 2010 - 'Peynir gemisi' nasil yürürdü?
12 Temmuz 2010 - Besiktas'in JR'i kim?
12 Temmuz 2010 - Hakli olmak yetmiyor
12 Temmuz 2010 - Yenilgi
12 Temmuz 2010 - Oradaydim
12 Temmuz 2010 - Rüstü örnegi
12 Temmuz 2010 - Aramam sormam bir daha!
12 Temmuz 2010 - Yüzünü dökme küçük kiz!
12 Temmuz 2010 - Oradaydim, anlamadim
 
Haber  Blog Video Foto İlanlar
Şu an sayfamızı
  50  

Özel Haber
Melbourne Turk toplumunun sevilen simalarindan ve Austurkiye.com yazarlarindan Behcet Yaka`nin aci gunu.
1/5
Yazarlar

Üye Girişi
>
Sizin Için
Avustralya'nın en büyük etnik toplum radyosu 3ZZZ, geleneksel “RADIOTHON” yardım kampanyasını 14Ekim Cuma başlatıyor.



REKLAM   l  İLETİŞİM   l   KÜNYE   l   GİZLİLİK İLKELERİ   l   RSS